SÖZCÜKLER

KİTAPLAR

Tanıdık Bir Yüz

“Biliyorum, hepiniz yüzümü tanıyorsunuz. Defalarca karşınıza çıktım. Beni görünce içinizdeki teslimiyet, boyun eğme, kabullenme, karşı çıkmama, baş kaldırmama duyguları harekete geçiyor. Hem yüz hatlarım sizi ürkütüyor, hem sesimin tonu, hem heybetli cüssem. Kimi zaman sokakta bana rastladığınızda, çehrenizdeki hafif çekingen, hafif kaygılı ifadeyi görmekte zorlanmıyorum. Bir otorite figürüyüm ne de olsa. Üstelik beni tanıyorsunuz. Adımı çıkartamıyorsunuz, tam olarak ne iş yaptığımı kestiremiyorsunuz, ama beni göz ısırmasından öte bir kimliğe büründürmekten kaçamıyorsunuz. İşte ben o tanıdık, ama üzerine bir türlü ad yapıştırılamayan adamım.”

Küçücük rollerle kolektif belleğe iyice kazınmış bir erkek ve görüntüsünün ardındaki gerçek hayatı. Tanıdık Bir Yüz, hayatın yanlış anlamaları, görünümler, yansılar ve gizler hakkında katmanlı bir roman.

Alakarga, İstanbul, 2018

 

Dedikodu

“Dedikoduyu paylaşmanın verdiği keyif, içeriğinin doğruluğundan daha önemlidir sanki. Yaratılmış gizli bir paylaşım ortamı, sözcüklerin iğnelediği kişinin kendi hakkında duymak istemeyeceği inancı, bu paylaşıma tat veren unsurlardır. Temelde her dedikodunun ardında yargı vardır. Bir değerler silsilesi, toplumsal ya da bireysel kabul ya da red duygusu, içeri alma ya da dışlama.” Daha önce Sarı Zarf adlı romanını yayımladığımız Münir Göle bu kez yeni deneme kitabı Dedikodu ile konuğumuz oluyor. Dedikodu, doğal olarak herkesin ilgi alanında; mahalle aralarından plazalara, pazaryerlerinden kütüphanelere, kentlerden ülkelere, gitgide büyüyen söylentileri ve efsaneleri de kapsayan günlük hayatımızın bu ele avuca sığmaz etkinliği Münir Göle’nin kalemiyle bir okuma şölenine dönüşüyor. Münir Göle, dedikodu yapmaktan kaçınarak, dedikodunun kendisini büyüteç altına alıyor, ince ince yorumluyor ve okurun kayıtsız kalamayacağı bir bütüne varıyor.

Alakarga, Istanbul, 2016

 

Çıkış Yolları

Münir Göle’nin kısa anlatılardan oluşan yeni kitabı Çıkış Yolları, keskin bir düş gücünün ürünü. İnsan, dünyadan kurtulmanın yolunu arar mı? Buna geleneksel anlayışla “intihar” dememeyi göze alabileceksek eğer, pekâlâ arar, arayacaktır. Üstelik, dertlerimiz çeşit çeşit, mizacımız da başka başka olduğuna göre, her birimiz elbette kendimize özgü çıkış yollarının peşine düşeceğiz.

Çıkış Yolları’nı esinleyen, insanlık tarihinin unutulmaz intiharları elbette. Münir Göle ana hatlarını hatırlayacağınız kimi vakaları öyküleştiriyor, buna kendi kaçış tasarılarını da ekleyince, başlı başına bir keşmekeş olan bu dünyayı en kısa yoldan, zaman kaybetmeden nasıl yalnız bırakabiliriz, bunun için yazınsal, mizahi bir kılavuz hazırlamış oluyor.

Bir öykü kitabı olarak da okuyabilirsiniz Çıkış Yolları’nı, zamanımızın sıkıntı verici sosyal düzenine yöneltilmiş bir hiciv metni olarak da.

Can, Istanbul, 2015

 

Afaki Haller

Münir Göle, ilk insandan bugüne değişmeyen özün peşinde…

Göle, düşle gerçek arasında salınıp duran arzu nesnesi Sarışın Kadın imgesiyle, ilk kadınlardan, ilk erkeklerden bugüne genetik vasiyetlere ulaşıyor.

Afaki Haller‘de ilk çağlardan başlayan “kişisel” tarihimizi okuyoruz aslında, bazen mahcup, bazen hayranlıkla…

Yazarla tarihten bugüne yol alırken mitlerle, mimariyle, müzikle, edebiyatla, aşkla, hastalıkla, sağlıkla, solaklıkla, salaklıkla, akıllılıkla, türlü insanlık halleriyle gitgide şiddetlenen bir sağanağa yakalanıyoruz. Yolcuğumuz, kimi tarihi kişilerin bilinmeyen hikâyeleriyle, tarihin uzanamadığı kuytularda sürüyor. Kendimizi kâh Darwin’le birlikte dev dalgalarla boğuşurken, kâh kayda geçmiş en dağınık bilim adamı Hooke’la birlikte deney yaparken buluyoruz.

“… Sarışın kadına duyduğum ve asla doyuramayacağımı bildiğim arzu öfkelendirmiyor beni. Belli belirsiz bir minnet duyuyorum şu güzel kadına, öyle olduğu için, böyle olduğum için.”

YKY, İstanbul 2012

 

Yırtık

Münir Göle Yırtık başlıklı romanında bir yas üçlemesi kuruyor, üç tür ayrılığı mercek altına alıyor…

“Çıkış”ta, bir adam sözünü etmek istemediği bir olayın arifesinde şimdiyi kıstırmaya çalışıyor.

“Ayrılık”ta bir başka adam, yeni ayrıldığı sevgilisine, ilişkinin kendi tarafından görünüşünü anlatıyor.

“Kopma”da yıllardır suskunluğunu yenemeyen bir yazar, yeni bir ilişkiyle yeni bir kitabın kabuğunu kırarken, geleceği kurcalıyor.

Şimdi, geçmiş, gelecek – yas, ayrılık ve şiddet…

“Nedense her öyküye bir baş bir son arıyor insan. Oysa yaşamla ilgili herhangi bir kesit, kesildiği iki uç arasında bile bir sona varamıyor asla. Bir kitabın bir yerde sonlanmasını bekliyor okur; kitap bir yerde bitiyor, ama içerdiği kişilikler, imgeler, duyular, anlatı ya da düşünceler tam olarak adlandırılamayan bir alanda varlıklarını sürdürüyorlar. Okur kitabı kapatıp bir kenara koyduğunu, kendi de başka bir öyküye gittiğini düşünüyor olsa da, aslında o belirsiz sonu ve o sonun getirdiği bütün yankıları da yanında taşıyor… Öyküler bitmez, terk edilir…”

YKY, İstanbul 2010

 

Yol Durumu

Güçlü bir mimarisi olan felsefi bir kitap ve fotoğraflar…

Edebiyatla, tarihle, sanatla, bugünle, geçmişle kol kola ilerleyen bir anlatım. Honduras’tan Endülüs’ün Kusuru’na, Iskalanan Yerler’e…

Çoğu kez düşündüren, yer yer güldüren, hem ağırbaşlı hem hızlı.

“Yolcu, önce kendi olarak vardır, kendini görüyordur yanında. Bu en derin korkuyla yüzleşmek, kendi kuyusuna yuvarlanmak, yasını tutmak, yaralarını sarmak olabilir; kendini boşluğa bırakıp daha geniş bir alana yayılmak, varlığının keyfini sürmek, yaratmak da olabilir. Yabancı bir yerde olmak, yolcunun kendi içindeki yabancılaşmayı harekete geçirir çoğu kez. Bu da çelişkili bir biçimde kendini bulma olasılığını arttırır; en çirkin yüzüyle karşı karşıya gelme talihi gibi. Yolcunun da bir anlatısı vardır; onun anlatısı kendinedir, kendi iç sesiyle anlatır, bazen fısıldar; suskunluklarla örer; yerel renkli ya da karşılaştırmalı sıradanlıklarla eğilip bükülmesini istemez, şimdisine sırt çevirmiş olmaktan korkar. Yalnız kalmaya ihtiyacı vardır.”

YKY, İstanbul 2010

 

Fısıltılar

Romalı Apuleius’un çok kadınlı bir öyküsü. Öyküyü yeniden yazmaya girişen ve bunu yaparken kadınlara sövüp sayan bir erkek kahraman. Arada yazıya karışmayı, anlatıcıyı kışkırtmayı iş edinen bir başka erkek. Kadınlarla, fısıltılarla örülü bir diyalog. Yazdıkça kızan, kızdıkça yazan, konu dışına taşmaya meraklı anlatıcı, kendisine mutlak gibi görünen katı saptamalarıyla, kendini bir düğümün içinde, koca bir kabusun orta yerinde buluyor.

Çok katmanlı, farklı türlere kapı aralayan Fısıltılar, sinsi sinsi, biraz haince okuyucunun damarına basıyor.

“İş hayata geldiğinde, yazmak hep yeniden yazmak’tır. Her yenilik, her yeni iş, her yeni sevgili, her yeni surat, her yeni tat, duygu, ses, koku, her yeni heyecan, her yeni acı, her yeni zevk öncekileri yeniden tanımlamaya zorlar seni. Yeniden yazmaya, yeniden yeniden yazmaya.”

Can, İstanbul 2007

 

Kaçamamak

Kaçamamak ile Münir Göle, Azor adalarına çıktığı bir yolculukta “kaçma” kavramının ardına takılıyor. Göle, tutunmak ile kopmak, sığınmak ile kaçmak arasında, bir ip cambazı gibi dengesini bulmaya çalışıyor. Üç Azor adası: Sao Miguel, Terceira, Faial. Bütününü arayan geçmiş anlatılar, geçmişle şimdi arasında dolaşan gerçek ya da düşsel kişiler: yolculuk, bakış, kadın üçlemesi.

“Yolculuklara yapayalnız çıkmayı sevmişimdir kendimi bildim bileli. Yalnızlık daha çekicidir. Kitaplara yapayalnız dalarız, onların dünyalarında yapayalnız geziniriz. Kitaplar kimselerle paylaşılmaz. Sevişmek de okumak gibidir gene. Her ne kadar esrimeye varıncaya kadar bir başkasına tutunursak da, o geri dönüşü olmayan dorukta yalnız kalırız, yapayalnız.”

Can, İstanbul 2005

 

Surat Buruşturmalık 52 Metin

Münir Göle’den bir tür tarih okuma… Kimi anlara, kararlara, anlayış ve yönelimlere, hallere dikkat kesilme. Münir Göle’den bir tür meydan okuma…

Sel, İstanbul 2002  Alakarga, İstanbul, 2018

 

Sarı Zarf

Klasik roman kişileri: bir erkek ve bir kadın.

Sarı Zarf’ın eline geçtiği gece yarısı, erkek, geçmişinin bir noktasına yolculuğa çıkar. Orada fotoğraf sanatçısı olma hayalleri terk edilmiştir. Sarı Zarf’ın yazarı olan kadının yazgısı da orada bir yerde değişecektir.

Münir Göle, başkalarına benzemeyen bir rastlaşmanın hikayesini anlatıyor; yazgıların kesiştiği, değiştiği, belki de takas edildiği bir an’da yoğunlaşıyor.

Suskunluklarla örülü bu küçük romanıni mürekkep bulaşmamış satır aralarında yolumuzu yitirip, geçmişimizin yaşanmamış köşelerine uzanıyoruz.

Sel, İstanbul 2001

 

Uzak Bir Gölge

Münir Göle, çok katmanlı, değişik okumalara açık romanı Uzak Bir Gölge’de, eski sevgili’nin izlerini açık sözlülükle, basite düşmeden tartışıyor ve sevgilisinin geçmişiyle hesaplaşmak isterken kendi gölgesiyle yüz yüze gelen bir erkeğin çarpıcı öyküsünü anlatıyor. İşaretler, göndermeler ve renkli imgelerle dolu bu roman, yazarının sisler kenti (Prag) ve Denizler Kenti (İstanbul) dediği iki kenti fon alıyor.

Denizler Kenti’nden sonra Sisler kentinde yaşamaya başlamış bir delikanlı, Anna’yı sever ve Anna’ya aşık olur. Ama bir süre sonra Anna’nın eski sevgilisi ortaya çıkar ve böylece delikanlı için karabasan başlamış olur. Eski sevgilinin hayaleti, genç adamı Anna ile ilişkisinin her ayrıntısını sorgulamaya yöneltir. Ve Sisler Kenti’nde çıkılan bu içsel yolculuk, Kral Rudolf’a, Rönesans’ın büyüsüne, kadın-erkek ilişkilerinin ayrıntılarına uzanır.

Afa, İstanbul 2000 (Can, İstanbul 2008)

 

Yansılar Kitabı

Kadınlar ve erkekler, yollar ve yolculuklar, gelenek ve ilişkiler, geçmiş ve gelecek, zaman ve bellek… Münir Göle Yansılar Kitabı’nda, derinden derine birbirine kapılar aralayan yedi farklı hikaye anlatıyor: “Zaman Kayması”, “Yanılsama”, “İki Tür Yitim”, “Bir Boşluk”, “Noktürn”, “Kan Bağı” ve “Arayış” başlıklarında konaklayan sıradan hayatların gündelik ama çarpıcı detayları, insanın özündeki arayışlara ve parçalanmışlıklara açılıyor: An’lar, anılar, yanılsamalar ve yansılar…

“Bütün gece yatağında dönüp durdu, saçlarını terleten yastığı biraz olsun serinletmek için tersyüz etmekten boynuna ağrılar saplandı. Düşleri yinelene yinelene sonsuza varan görüntülerle doldu, bir ara Sara’yı görünce uyandı. Yan odada Aylin’i bulacağını düşündüğü sırada, eli Sara’nın karnına değdi, karısı da hafiften iç geçirerek yaklaştı, yılların huzurlu çıplaklığıyla gövdesinin kıvrımlarını onunkine uydurdu ve düşlerinin gizeminde yitip gitti bir daha. Bu zaman kayması kafasını iyice karıştırmıştı. On iki yıl öncesinde uyanmayı beklerken, otuz beşine açıyordu gözlerini.”

YKY, İstanbul 2010 (Afa, İstanbul 1997)

 

 

 

 

 

 

DİĞER

 

Rencontre
“Nocturne” – Münir Göle
Editions de l’Aire, Vevey 2009

 

İstanbul Sokakları
“Ehram Yokuşu” – Münir Göle
YKY, İstanbul 2008

 

Yeraltına Mektuplar

“Münir Göle’den Antonio Tabucchi’ye”
YKY, Istanbul, 2013

 

Sisyphos – Cem Sağbil / Münir Göle
2014

 

İç Dökmek – Cem Sağbil / Münir Göle

2015

 

  • Borges, Onetti, Tabucchi, Fowles vb. birçok yazardan çeviriler.
  • Çeşitli yayınlarda yüzden fazla yazı.

Comments are closed.